Yoksul
Yoksulum ama odaklıyım.
Bu "yoksulluk" banka bakiyenin kararı değil — arzu detoksu sonrası bir kaynak yeniden dağıtımıdır daha çok. Başkaları enerjisini konfeti gibi savururken sen kendi enerjini bir lazer ışınına sıkıştırırsın — nereye tutarsan, orası tütmeye başlar. POOR'un dünyası basittir: önemsiz olan susturulur, önemli olan sonuna kadar dövülür. Sosyalleşmek, gösteriş, her yerde varlık göstermek? Kusura bakma, bant genişliği yok. Daha az kaynağın yok — hepsini tek bir kuyuya boşalttın. Bu yüzden dışarıdan yoksul görünüyorsun ama içeriden altın madeni gibisin. Bir şeyin değerli olduğuna bir kere karar verdin mi, dışarıdaki tüm gürültü arka plan statik sesine dönüşür.
Kendinle ilgili kafanda aşağı yukarı bir fikrin var, sokaktan geçen birinin lafıyla kolay dağılmazsın.
Kendi huyunu, arzunu ve sınırını net biçimde bilirsin.
Rahatlık ve güvenliğe daha çok önem verirsin, hayatı her gün sprint moduna almaya gerek görmezsin.
Yarı güven, yarı sınama, ilişkide kafanın içinde sürekli ipi çeker bırakır.
Duyguya yatırımın ölçülüdür, kalp kapın yok değil ama güvenliği fazla sıkı.
Alan hissi önemli, ne kadar seversen sev kendine ait bir parçayı hep saklarsın.
Dünyaya yerleşik bir savunma filtresiyle bakarsın, önce şüphe sonra yaklaş.
Uyman gerektiğinde uyarsın, esneklik gerektiğinde inat etmezsin.
Yönün daha belli, hangi tarafa gideceğini kabaca bilirsin.
Sonuç, büyüme ve ilerleme hissi seni kolayca ateşler.
Kararı çabuk basarsın, bir defa verdin mi geri dönüp kurcalamayı sevmezsin.
İlerleme arzun yüksek, iş yere düşmeden içine diken batar.
Sosyal açılışın yavaş ısınır, ilk adım atmak için yarım gün güç toplamak zorundasın.
Sınır hissin güçlü, biri çok yaklaşınca içgüdüsel olarak yarım adım geri çekilirsin.
Daha doğrudan ifade edersin, içinde ne varsa dolaştırmadan söylersin.