Öksüz
Ağlıyorum, nasıl olur da öksüz çıktım?
Ağlamaya başlama daha — kralın taç giyme töreni genelde tek başına yapılır. Öksüzün öz-değer hissi düşük olur, bu yüzden bazen başkalarını önceden uzaklaştırır. Ruhunun çevresine "BANA DOKUNMA" yazılı bir Çin Seddi inşa etmişler. Her tuğla geçmişten bir yaradır. Öksüz tüm yumuşak taraflarını saklayan ve her dikenini dünyaya doğrultmuş bir kirpi gibidir. O dikenler silah değil — söylenememiş cümlelerdir: "yaklaşma, senin de incineceğinden korkuyorum" ve "lütfen gitme".
Kendine başkalarından daha sert davranırsın, biri seni iki kelime övse bile önce doğruluğunu sorgularsın.
Çoğu zaman kendini tanıyabilirsin, ama duygular ara sıra geçici olarak senin hesabını ele geçirir.
Rahatlık ve güvenliğe daha çok önem verirsin, hayatı her gün sprint moduna almaya gerek görmezsin.
İlişkide alarmın hassas, bir okundu cevapsızdan büyük finali kurarsın.
Duyguya yatırımın ölçülüdür, kalp kapın yok değil ama güvenliği fazla sıkı.
Alan hissi önemli, ne kadar seversen sev kendine ait bir parçayı hep saklarsın.
Dünyaya yerleşik bir savunma filtresiyle bakarsın, önce şüphe sonra yaklaş.
Düzen hissin güçlüdür, süreçle yürüyebiliyorsan doğaçlama patlatmayı sevmezsin.
Anlam hissin düşük, çoğu şeyi ritüel gibi yaşıyor hissedersin.
İş yaparken önce "takla atmayalım" dersin, risk önleme sistemi hırstan önce açılır.
Düşünürsün ama kilitlenmezsin, normal bir tereddüt seviyesindesin.
Uygulama gücün deadline ile derin bir ilişki içinde, geç oldukça uyanma zamanı yaklaşır.
Sosyal açılışın yavaş ısınır, ilk adım atmak için yarım gün güç toplamak zorundasın.
Sınır hissin güçlü, biri çok yaklaşınca içgüdüsel olarak yarım adım geri çekilirsin.
Havaya göre konuşursun, gerçeklik ve incelik genelde birer parça yer alır.